3
OSMANLICA TEKLİF :))”-Ey dilberi rana! Ey tesadüf-ü müstesna! O mahrem suratınızı görünce size lahza-i kalpten sarsıldım… Niyetim acizane-i taciz etmek değildir.. Bilakis efkar-i umumiyede ufak bir aile bacası tüttürmektir.. Sözlerim sizi temin ve tatmin edecekse şayet zevc-i izdivacınıza talibim!..
“Bayan yapıştırır cevabı;”-O mahrem suratınıza bir sille-i osmaniye nakşedersem sekte-i kalpten terk-i hayat edersiniz…!!!:))
"— facebook’tan
7
.
Uyku, gözlere hasret.
.
Uyuyalim artik nasil olsa gelmeyecek…
8
İrfan geleneğimizde birbiriyle ilgili üç tabir kullanılır: akl-ı selim, kalb-ı selim, zevk-i selim.
Aklın da, kalbin de, zevkin de selim olması doğuştan değildir, eğitimle ve çevrenin yardımıyla kazanılır. Toplumu oluşturan bireylerin bu konuda farklılık arzetmeleri, bazılarının aşağıda, bazılarının yukarıda olması gayet tabiidir, ama önemli olan toplamın, yani toplumsal çoğunluğun aklının, kalbinin, zevkinin incelmişliğinin derecesidir.
Türkiye halkının kültürel tercihlerini iktidar belirleyemez, hele hele yöneticilerin şahsi beğeni düzeyleri. Bu nedenle halkın yüzde 50’sini temsil ediyor olduğu iddiasıyla kimse güya öteki yüzde 50’nin zevk-i selimini belirleme, mümkün olmuyorsa aşağılama hakkına sahip olamaz. Çünkü medinet’ul-fadıla’da, yani erdemli şehirde, halka hürmet, hakka hürmettir! Halka, yani yüzde 100’ün tamamına.
İmdi, hükümeti halka ve hakka hürmete davet ediyorum, insana hürmete, ve Cenab-ı Hakk’ın son elçisine, âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Efendimize öğrettiği bir ilkeyle, bu ülkenin bütün yöneticilerini uyarmak istiyorum:
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ اللّهِ لِنتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ الْقَلْبِ لاَنفَضُّواْ مِنْ حَوْلِكَ
Allah’tan bir rahmet ile halkına yumuşak davrandın, eğer sen katı yürekli bir nobran olsaydın, çevrendekiler elbette senin etrafından dağılıp giderlerdi. (Alû İmran: 159)